Y Ü K L E N İ Y O R

Vizyonumuz

Kalıcı Olan Sanattır

Sanatın varlık nedeni, hiçbir zaman aynı değildir. Sınıfsal bölünmelerin, sınır değişikliklerinin veya  değişen çelişkilerin artığı olan günümüzde, birçok şey değişirken, değişmeyen tek şeyin sanat olduğu gözükür. Sadece sanat gelişir. Bu anlamda toplumsal durumlar değişse bile sanatın hiç değişmeyen gerçeği yansıyan yanı vardır. İşte biz yirmi birinci yüzyıl insanını tarih öncesi mağara resimleri karşısında ya da çok eski ezgileri dinlerken heyecanlandıran sanatın niteliğidir. Dolayısıyla insanları uzlaştıran ve buluşturan sanatın bu katkısını küçümsememek gerekir. Sözün, dilin, yazınsal ve görsel anlatımın olmadığı, arkaik uygarlıkları sanatsal boyuttaki katkılarıyla tanıdığımız sanatın neredeyse insanla yaşıt olduğunu görürüz.


İnsanın dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için sanata ihtiyaç vardır. Bütün sanat zamanla koşulludur. Ancak tarih içinde, belirli bir zamanın düşüncelerini, isteklerini gereksinimlerini, umutlarını yansıttığı ölçüde insanlığı temsil eder. Sanat sınırlılığı da aşar ve o tarihsel an içinde insanlığın sürekli gelişme yeteneği olan bir anını da yaratır. İnsanın önünde taşıdığı büyücü gücü devreye girdiği için duyguları arıtılır. Düşünceleri keskinleşirken duygularını da arttırır. İnsanı da beraberinde evcilleştirir.

Unutulmuş sanat yapıtlarını daha iyi tanıdıkça, farklılıklarına rağmen aralarındaki ortak ve sürekli öğeler daha çok ortaya çıkıyor. Parsalar başka parsalara eklenerek insanlık tarihini yaratmış olur. Uygarlıkların aşamaları, onların sonraki toplumlara aktardıkları, günümüze kadar gelen ve geleceğe taşınan süreçler sanatla bağlantılıdır. Gittikçe çoğalan kanıtların zenginliğine bakarak sanatın başlangıçta büyü olduğu, gerçek ama bilinmeyen bir dünyaya egemen olmaya yarayan tılsımlı bir araç olduğu sonucuna varabiliriz. Toplumların sürekli gelişim içinde oluşu onun sanatsal ve estetik yanıyla ölçülür. Eskinin tekrarı ve bir takım feodal sınırlamalar nereye kadar gideceğimiz sorusunu akla getirmektedir. Bireysel ve toplumsal anlamda sanatsal faaliyetlere ciddi olarak yönlenilmelidir. Kaldı ki can çekişen bu kısır döngü çoktandır yeni doğum sancılarına duyulan ihtiyacı gündeme getirmiştir. Kalıcı olan sanattır.

 

SANATA DAVET

İnsanoğlu kendini aşmak ve bütünüyle insan olmak ister. Ayrı bir birey olarak yetinemez. Bireysel yaşamının kopmuşluğundan kurtulmaya, bireyciliğinin bütün sınırlılığı ile onu yoksun bıraktığı, ama onun genelde sezip özlediği, bir doluluğa, daha doğru, daha anlamlı bir dünyaya geçmek için çabalıyor. Kişiliğinin geçici, rastgele sınırlarını, yaşayışının kapanıklığı içinde kendini tüketmek zorunluluğuna baş kaldırıyor.  Kendisine ait olanın hep yanı başında görmek istiyor ve var ettiği bilimin, tekniğin ortasındaki yalnızlaşma, yabancılaşma duygusuna karşı birleşip sosyalleşmek istiyor. Yetersiz bir yaşayıştan daha zengin bir yaşayışa, daha paylaşımcı, daha ikna edici bir yaşantı isteği doğuyor. Buda; İnsanın birey olarak bir bütün olabileceği düşüncesini getiriyor.

Bireyin bütüne kavuşması için sanat vazgeçilmez araştır. İşte bu noktada yaşamda balanslar kurmak gerekir. Sanat duraklarında buluşma gereksinimi hisseden siz değerli sanatseverlerle buluşmak dileğiyle diliyoruz…


Kemal Kurban